Etrafımdan insanlar geçip gitti.
Taa ki, biri omzuma dokunana kadar. CJ kılıklısı 'naber dostum' diyerek geçip gitti. Yönümü değiştirip Starbucks'a doğru ilerledim. Sert bir kahve aldıktan sonra koltuklardan birine oturup, sabah işine giden insanları gözlemledim. Saat erkendi, CJ kılıklısının bu saatte ajansa neden geldiğini merak etmedim değil. Bir şeyler dönüyor ortalıkta galiba.
Dalgalı sarı saçları ile bir kız girdi içeriye. Joanne? Değil.
Şu Starbucks'larda neden abuk sabuk müzikler çalarlar? Sabahın ruhuna uygun düşen müziğin You Can't Always Get What You Want olduğuna karar verdim halbuki. iPod'u çıkarttım. Şarkıyı buldum ve bastım |>'e.
O harika koro söylemeye başladı şarkıyı. Yine tüylerimi ürpertti.
Acaba bu şarkının bir anda aklıma gelmesinin bir sebebi mi vardı? Mük'e bir mesaj attım:
- Her zaman istediğini elde edebilir misin? Diye sordum.
Birkaç saniye içinde cevap geldi:
- Elde etmediğim bir şey var mı?
Çok yardımcı oldun Mük. Soruya soru ile cevap vermek. Harika! Teşekkür ederim.
O sarışın gelip karşımdaki masaya oturdu. Bir saniye bana baktı, sonra önüne döndü. O kaçıncı katta çalışıyor acaba? Yoksa bizim ajanstan mı? Neden olmasın, sanki ajanstaki herkesi tanıyor muyum?
Starbucks bardaklarının dışarıdan hepsinin görünümü aynı. İçindekiler farklı. Dünya da öyle galiba, uzaylıların bakış açısından hepimiz dışarıdan bakıldığında aynıyız ama kimimiz yağsız sütlü, kimimiz triple espresso shot'lı, kimimiz karamelli, kimimiz decaf.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder